Zaytung.Com Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
VİDEOHABER

Tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek prompter...

-> Türkiye'de görülen yeni koronavirüs mutasyonuna ''Lebaleb-21'' ismi verildi...
-> CHP'yi ''Heyula halini almış amorf yapı'' olarak niteleyen Erdoğan, konuşmasının ardından prompter metinlerinden görevli personeli özel toplantıya çağırdı...
-> Meteorolojiden uyarı: ''Evdeki yüz havlularının kuruyamayacağı mevsime girmiş bulunmaktayız...''
-> Doların daha fazla düşmesine gönlü razı olmayan hükümet, piyasa bir miktar ''damat'' sürdü...
-> Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ''Şu anda dünyada aşılamayı en başarılı şekilde yürüten ülke Türkiye'' açıklamasına yürekten inanan 6 kişi Sinan Erdem Salonunda gerçekleştirilecek İstanbul kongresine onur konuğu olarak davet edildi...
FOTOHABER

Koca: ''Bak Allah seni inandırsın ömrümde ilk defa görüyorum. Sırf bir insan öldü diye bu kadar adamın toplanması da ne bileyim yani...''

Piyasalarda bugün: Düşüş seyrini sürdüren AKP oyları günü ''camiye bira kutularıyla girdiler'' seviyesinden kapattı...

BLOG

Troller ve Akrabalar Gelmeden Tadını Çıkarın: Clubhouse

SİNEMA

Başka İşimiz Olmadığı İçin İkisini de Baştan Sona İzledik: Exxen mi Gain mi?

KİTAP

Yeni Dönem Karantina Günlerinize ve Story'lerinize Renk Katacak 5 Şahane Öykü Kitabı

HALKIN SESİ

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."
ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Bugüne kadar Koronavirüs'e karşı başarılı bir mücadele ortaya koyan bağışıklık sisteminiz, saatte 90 km hızla gelen ticari araca karşı en ciddi sınavına çıkacak... devam...

Formula 1 İzlerken Keyif Almaya Çalışanlar Platformu: ''Aynen, yine olmadı...''

Formula 1'de sezonun 14. yarışı olan İstanbul Grand Prix'si Mercedes pilotu Lewis Hamilton'un 1.'liğiyle sona ererken, uzun yıllardır bu spordan zevk almaya çalışan kitleden yine kötü haber geldi... devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

''Eyvah kart yok!'' Bakışı İle Bankayı Arama Arasında Geçen 5 Dakika Yine 2.5 Saat Gibi Geldi...

Alışveriş sırasında kredi kartını kaybettiğini fark etme ve kartı kullanıma kapamak için bankayı arama arasında geçen süre, bugün yine izafiyet teorisinin en önemli kanıtlarından biri oldu. Yüreklerin ağızlara geldiği o anlarının adresi bu kez İstanbul Beşiktaş’ta bir konfeksiyon mağazası olurken, kartını bulmak için çantasını altüst eden isimse grafiker Gizem Ulduz(27)’du... devamı...

Türkiye Moto Kuryeler Birliği: ''Daft Punk kim bilmiyoruz ama biz de üzüldük...''

Ünlü elektronik müzik grubu Daft Punk'ın bir kaç gün önce duyurduğu ayrılık kararı grubun milyonlarca sevenini hüzne boğarken, konuyla ilgili olarak Türkiye Moto Kuryeler Birliği'nden de bir açıklama geldi...devamı...

Halil Sezai... Acı çekiyor...

Korona Zamanı Olduğu Kadarıyla: Filmekimi ve İstanbul Film Festivali'nden Sizin İçin Seçtiğimiz 6 Film

Koronavirüs zaten zor olan yaşam şartlarımızı daha da beter hale getirdi. Sıkıntıdan (ve biraz da parasızlıktan) dört duvar arasında Instagram story'lerinin, canlı yayınlarının ve Netflix'in dibini sıyırdık ama o duvarladan birine projeksiyon yansıtacak kadar şanslı olmayanlarımız, haliyle beyaz perdeyi özledik. Neyse ki korona bitmese bile hasret bitti de kör topal bile olsa sinemalarımıza ve festivallerimize kavuştuk.

Bu sene 39.su düzenlenen İstanbul Film Festivali, çevrimiçi seçeneği ile karşımıza çıkıyor. Festivalde yer alacak galalar ise Filmekimi ile salonlarda yapılacak (Buna da şükür). Ulusal Belgesel Yarışması ve Filmekimi Galaları filmleri, Cinemaximum Nişantaşı City’s ve Kadıköy Sineması’nda gösterilecek.

Bayıla bayıla izleyeceğimiz ve merakla beklediğimiz filmlerin çoğunu salonlarda görebileceğiz ancak online olarak yer alan film veya belgeseller arasında matah bir şey bulmak epey zor. Ve maalesef bilet fiyatları da ''düşene bir tekme de biz vuralım'' parolasıyla hazırlanmış gibi: İndirimli 25 TL, tam 40 TL. Virüs tehlikesini geçtim maddi olarak da salonda gösterilen filmlere gitmek birçoğumuzu tehlikeye atıyor. Artık bir fincan kahvemizi elimize alıp pencereden uzaklara bakarak Wuhan’a ve koronaya sövmeye devam mı ederiz yoksa çiçekli maskelerimizi takıp sinemaların yolunu mu tutarız bilmiyorum.

Bu kadar uzun bir girişten sonra sıra geldi Festival'de benim dikkatmi çeken 6 filme. Buyrunuz:

 

1. UNDİNE

Alman yönetmen (haset zamanı) Christian Petzold’un yeni filmini gururla sunuyorum size.

Filmin adında yer alan mitolojik karakteri araştırdım. İskandinav mitolojisindeki Odin’e aşık olan bir su perisinin (denizkızı da diyorlar) cezalandırılması sonucunda adına Odine (Undine) denmiş. Aman sakın filmde denizkızı falan aramayın, bulamazsınız. Asıl olay şehir müzesinde çalışan sanat tarihçisi: Undine. Bu arada mitolojideki Undine, sadakatsiz eşini öldüren bir yapıya sahip. E şimdi filmdeki Undine de sevgilisine “Beni terk edersen seni öldürürüm diyor.” Düşman başına dedikten sonra hep birlikte vayy diyoruz ve kafamızı yukarı aşağı sallayıp anlamış gibi yapıyoruz.

 

2. NOMADLAND

 Venedik Film Festivalinde bu sene Altın Aslan’ı alan bu film de çok konuşulanlar ve merak edilenlerin arasında. Çinliye benzemeyen Çinli yönetmen Chloé Zhao’nun yeni filmi Nomadland’da; Coen Brothers’tan tanıdığımız Joel Coen’nin (Bilmiyorsan filmlerine bir bak da saygı duruşuna neden geçtim anla) eşi Frances McDormand yer alıyor.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri’de (Bu filmle Oscar almıştı, demeden geçersem bir yerim eksilir ) ne kadar deli bir kadın olduğunu gördüğümüz ve hayran kaldığımız McDormand bu filmde her şeyini ekonomik krizde kaybeden Fern karakterini canlandırıyor. Amerika’nın batısına doğru, karavanıyla yolculuk yapan 60’lı yaşlarda bir kadını seyrediyoruz. McDormand’ı izlemeyi, Amerika’nın tozunu toprağını ve yolculuk filmlerini seviyorsan kaçırma derim.

 

3. İNSAN SESİ (THE HUMAN VOİCE)

İsmi "Almodovar’ın ahını çıkar aheste aheste" gibi dahice esprilere malzeme olan Pedro Almodovar’ın yeni filmi (ve ilk İngilizce filmi) "İnsan Sesi" de en çok merak ettiklerimizden. İngilizce olması ya da İspanyolca olması birçoğumuzu etkilemeyecek olsa da aslında Almodovar için ilginç bir yenilik.

Ayrıca bu film kısa metraj. Daha da şaşırtayım sizi: Bu filmde Tilda Swinton var! Almodovar filmleri genelde insanı sofra bezi gibi silkeler çünkü alışılmışın dışının da dışına çıkan konuları işler. Bu filmde ise Tilda Swinton ondan ayrılmak isteyen erkek arkadaşını ayrılmaması için ikna etmeye çalışıyor. Buraya kadar basit görünse de filmin başında bir balta satın aldığını düşünürsek, bence tuhaf bir film izleyeceğiz.


Bahsettiğim bu üç filmi sinema salonlarında izleyebileceğiz. Şimdi de çevrimiçi izleyebileceğimiz ve merak uyandıran diğer üç filme ışınlanalım:
 

4. ANNE GİBİ (ASA GA KURU)

Özetini okuduğumuzda Fox TV’deki aile draması dizilerini andıran ama yine de merak ettiğimiz bir film Anne Gibi. Çocukları olmadığı için evlat edinen bir çifte yıllar sonra, çocuğun anası benim diye baskı kurup, şantajla para koparmaya çalışan bir kadını konu alıyor. Biraz Yeşilçam filmlerini de andırdı bak şimdi. Sonuçta Japon yönetmen Naomi Kawase yapmış, onun hatırına izlenebilir diye düşünüyorum. Eril sinema ortamında, kadın yönetmenlerin bakış açıları ve işleyiş tarzlarına göz atmaktan geri durmamak lazım. Cinsiyetçi yaklaşım deyip ayıplanmadıysam sıradaki önerime geçelim.

 

5. ALABORA (SURGE)

İngiliz oyuncu Aneil Karia’nın ilk filmi ama baya baya maşallah dedirtmiş yani. Sundance’te başroldeki Ben Whishaw ödül almış bile. Velhasıl güzel giriş yapmış sinemaya Karia. Filmde, havaalanında güvenlik görevlisi olan ve çok soğuk yapısı olan bir adam yer alıyor. “Tanısak severiz belki” adamlarından. Daha sonra bu adam bir patlama yaşıyormuş. Ee biriktirmeyeceksin içinde işte. Öyle sessiz sakin duranlardan korkulur, film bence daha çok bunu anlatıyor.

 

6. KUŞ DİLİ (MOWA PTAKO´W)

Anası, avradı oyuncu; babası yönetmen olan ve adını sesli okumaya çalışırken boğulma tehlikesi geçirdiğimiz Xawery Zulawski, bu filmi babası ölünce yarım kalmasın diyerek hayata geçirmiş. Film günümüz Polonya'sını mizahı elden bırakmayarak eleştiriyor. Tarih hocası, temizlikçi, sinema aşığı bir öğrenci derken birçok karakter izleyeceğiz bu filmde. Aganaga baganaga gibi çocukken uydurduğumuz kuşdilini bize unutturabilecek bir film olsa yeterigi.

(Dilan Yalçın Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'da paylaş Allah'a havale et

Yorumlar:

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->

(3.10.2020)

MHP Mv. Erkan Haberal, özel şoförünün makam aracıyla çarparak ezmeye çalıştığı güvenlik görevlisini suçladı...

"Halkın parasıyla halkı ezme işini mecazen yaptıkları günleri özlüyorum..."

Tülay Sağcıklar, Öğretmen


Diğer yorumlar ->